DÖNDÜ ÖZDEMİR

DÖNDÜ ÖZDEMİR


 Yeni Dönemin Eğitimi Uzaktan Eğitim

08 Eylül 2020 - 01:03

Sevgili okurlarım,
Bu hafta ikinci yazım ile karşınızdayım. Dikkatinizi çeken bir yazı olur. Dilerim yazıyı okuduktan sonra memnun kalırsınız.
Malumunuz üzere artık başımızda Koronavirüs denen bir bela var.
Üstelik Korona muskası ve uydurulan dua falan işe yaramıyor.
WhatsApp üzerinden gönderilen meşhur dua. Şöyle diyordu ses kaydında.
“Korona üç harflilere yapılan kötülükler yüzünden insanlara verilen cezadır. Koronadan korunmak için 99 defa Korona orana burana korun ha. Korona orana burana korun ha dediğiniz vakit bu virüs buaşmaz.”
Dahası da var.
Dini yayın yapan bir TV kanalında Korona Muskası satılıyordu.
Adamlar kampanya yapıyor ya.
Pazarcı esnafı edasıyla.
Fiyat ne?
-200 ₺
Üstelik bir alana bir bedava
Tabi canım….
Sirke misali. Beleş mezar bulsalar lapin balığı gibi atlayacak kitle var bu ülkede.
İyi para var bu işte.
Adamlar tezgahı kurmuşlar.
Üstelik 200 bin kişiye satılmış bu meşhur Korona Muskası.
200.000.200= 40 milyon ₺
Adamlar kandırarak voleyi vurdular. Ve paraları cukkaladılar.
 
Aldın mı zırh gibi koruyormuş bu muska. Üstelik doktora falan gitmelerine ve maske takıp kolonya ve dezenfektan sürmeye de gerek yokmuş takınca.
Muskayı alıp takanlara ne oldu dersiniz.
Bir çoğu Koronavirüse yakalandı. Üstelik virüsü ailelerine, sevdiklerine ve komşularına bulaştırdılar.
E ne deyim bunlara. Allah akıl ve fikir versin.
Defalarca kez uyarıyor doktorlar.
Maskeyi takın ve sosyal mesafeye uyun diye.
Bilime değil de, uydurma ve hurafelere inanırsanız olacağı bu.
Şimdi bunun konuyla ne alakası var diyeceksiniz.
Bakanlarla birlikte değişen ve giderek bozulan eğitim sisteminin ve bu sistemden mezun olan kitlelerdir yükarıda anlattığım olayın sorumlularıdır.
Gelişmiş ülkeleri ayakta tutan etkenler insani gelişmişlik, güçlü bir ekonomi, rezerv para birimi ve sanayi, güçlü sağlık sistemi, sağlam temeller üzerine oturtulmuş eğitim sistemi, bağımsız ve iktidarlar tarafından müdahale edilemeyen adalet sistemi ve enerji ve yeraltı kaynakları ve güçlü teknolojik altyapısı ve AR-GE yatırımlarıdır.
Özellikle toplumları ayakta tutan etkenler ise aile, eğitim ve yerleşik kaide, örf ve adetlerdir.
Ama biz bu sorunun eğitim kısmına, özellikle üniversite eğitiminde yaşanan CoVID-19 kaynaklı aksaklıklara bakacağız.
Üniversiteler başta olmak üzere hayatın her alanında olan eğitim bazı durumlarda ve olağanüstü sebeplerle kesintiye uğrayabiliyor. 2020 yılına girmemizle birlikte başımıza gelmeyen kalmadı.
Avustralya’da çıkan ve 500 milyon canlının yok olmasına sebep olan orman yangınları, Avustralya’da çok su tükettikleri için devlet eliyle katledilmeleri ve akabinde gerçekleşen dolu ve sel felaketleri, ülkemizde ve dünyanın bir çok yerinde yaşanan deprem, heyelan v.b. afetler, ABD’nin ve dünyanın en iyi basketbolcularından Kobe Bryant ve kızının helikopter kazasında hayatını kaybetmesi ve bulduğu her zıkkımı ve havada uçan ve karada yürüyen her şeyi yiyen Çinlilerden bulaşan ve hayatımızı zehir edip kabusa çeviren Koronavirüs. Bilimsel adıyla SARS-CoV2 2019-Ncov CoVID-19…….
Koronavirüs bize eğitimde dijitalleşmenin ve çağa ayak uydurmanın zorunlu olduğunu kafamıza vura vura gösterdi. Özellikle eğitimin evden de alınabileceğini ve üniversitelerin eğitim ve teknolojik altyapılarına mecburi yatırım yapmak zorunda olduklarını bir kez daha gösterdi.
Gelelim konumuza.
  Önceden açık öğretim fakültelerinin öğrencileri için kulanmış oldukları uzaktan eğitim sistemi artık örgün öğretim gören öğrencilerinde hayatında yerini almaya başladı. Örgün öğretim gören öğrenciler uzaktan eğitim sistemi ile tam olarak Pandemi (küresel salgın) döneminde tanıştılar.
12 Mart 2020 tarihinde Üniversitelerin 3 haftalık tatil haberiyle sevinmiş, nasılsa üniversitemize, yurtlarımıza geri döneceğiz kafasıyla hareket etmiştik konun buraya kadar geleceğinden hiç haberimiz yoktu.
 Yüksek Öğretim Kurulu üniversitelerin 3 haftalık tatil döneminde eğitimlerini uzaktan internet yolu ile öğrencilerine ulaşacaklarını duyurdu. Ama üniversitelerin uzaktan eğitim sistemine geçmeleri de pek kolay olmadı.
 Türkiye’de toplamda var olan 209 üniversitenin bu sistemi oturtturması baya zaman aldı. Bu uzaktan eğitim sadece üniversiteler için değil öğrenciler için büyük bir sorun teşkil ediyordu. Çünkü her öğrenci eşit şartlarda yaşamıyor. Öğrencilerin kimi köyde, kimi de şehirde yaşıyordu. Bilgisayarı olan var, olmayan var. Üstelik köyde yaşayan öğrenciler için internet büyük bir sorun.
 Uzaktan eğitim sistemine en çok sevinenler teknoloji mağazaları ve internet bağlayan firmalar oldu.
  Bu üniversiteler Nisan ayının ilk haftası ya da ikinci haftası uzaktan eğitime başladılar. Ama yeni sorunlar ile karşılaştılar. İnternet alt yapısı iyi olmayan üniversitelerin sitelerine öğrenciler giriş yapamadılar. Giriş yapanlar ise 2 dakika içinde siteden atıldı.  Ve internet sistemine alışık olmayan akademisyenler sıkıntı  oluşturdu. Öğrencilerden önce uzaktan eğitim için tüm fakülte öğretim görevlilerini bilgilendirmeliydi.
  Bu Pandemi döneminden herkes etkilenmişti. Öğrenciler zaten evden dışarı çıkmıyor derslerini uzaktan eğitim sistemi ile takip ederler diye düşünüldü ama dersleri öğrencilerin yarısı takip ederken diğerleri sisteme bile giriş yapmamıştı.
 Bu dönem öğrencilerin en verimsiz dönemi olarak kabul edebiliriz. Çünkü yüz yüze olan eğitimle uzaktan eğitimi bir tutamayız. Yüz yüze olan eğitimde geri dönüşler alınırken uzaktan eğitim de hiç iyi dönüşler alınmadı.
 Bir ara Haziran ayında isteyen üniversiteler eğitim yapacağını duyururken kimi üniversiteler bu Pandemi döneminde ilk sınavlarını yapmışlardı bile. Haziran ayında okul açmayı planlayan üniversiteleri de öğrenciler sosyal medya platformlarından yapmış oldukları faaliyetleriyle üniversitelerini bu karar vazgeçirdiler.
 Buna kimi öğrenciler sevinirken kimileri de sevinmedi. Çünkü uzaktan eğitim sisteminde yapılacak olan sınavların pek de sağlıklı bir ortamda yapılacaklarını düşünmüyorlardı.
Ama bu karara pek sevinende olmadı.
 Neden diyecek olursanız.
 Fakültelerin açılma kararından vazgeçen üniversiteler öğrencilerine 20 günde teslim etmelerini istedikleri ödevler verdiler. Bu ödevler de pek kolay ödevler değildi açıkçası. Yüz yüze eğitimde makale yazmayı öğretmeyen akademisyenler öğrencilerinden makale yazmalarını istediler.
  Öğrenciler ödevlerini yapmalarına rağmen hak ettikleri puanları almadıklarını söylediler. Hiçbir öğretmenlerinin nereye göre not verdikleri puanlamayı neye göre yaptıklarını açıklamadılar ve bu yüzden öğrenciler hak ettikleri notları almadıklarını iddia ettiler. Ama iyi kötü bu dönemi bitirdiler. Bu dönem bütün öğrencilerin ileride torunlarına anlatacakları bir anı olarak kaldı.
   Ve yeni eğitim- öğretim döneminde de bazı fakülteler hibrit sistem ile eğitime başlayacaklarını duyururken bazıları bu dönemin güz dönemini uzaktan eğitim ile tamamlayacaklarını duyurdu.
Konya’da ve ülkemizin genelinde artan vakalar ve ölümler yüzünden T.C. Selçuk Üniversitesi, T.C. Konya Teknik Üniversitesi ve T.C. Necmettin Erbakan Üniversitesi senatoları ve yönetimleri aldıkları ortak kararla teorik ve uygulamalı tüm eğitim ve derslerin uzaktan verileceğini duyurdular.
İnşallah uzaktan eğitim kararı alan üniversiteler iyi bir internet alt yapısı ile öğrencilerinin karşısına çıkar ve öğrencilerin bir dönemini daha yakmaz.
Bir dahaki yazımda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.