HASAN DERBENTLİ

HASAN DERBENTLİ


Şifaya giden sağlıksız yol

25 Eylül 2020 - 16:09

   Dünyanın başındaki en büyük musibet.Ülkemiz de 10 Mart 2020 de görülen ilk vakanın açıklanmasıyla gündemimize girmiş toplumsal felaket, Koronavirüs Hastalığı (COVID-19)
   Belki bu süreç toplumun her kesiminin sinirlerini allak bullak
etti.Derin bir kedere ve umutsuzluğa sürükledi. Belki de belirli kesimin konforunu ve de yaşantısını olumsuz yönde etkiledi.Ancak herşeye rağmen gerek bakanımızın gerek bilim kurulunun gerekse ilgili birimlerin toplum üzerindeki telkinleri ve uyarıları toplumun belirli kesimleri tarafından dikkate alınmadı.Bu bağlamda farklı fikirler öne sürenler önce maskenin Covit 19 a karşı gereksiz oluşunu ve işlevi bulunmayışını savunurken akabinde Pandemi sürecinin abartıldığını bu virüsün sanıldığı gibi tehlikeli olmadığına dair fikirlerini kulaktan kulağa aktardılar.Süre zarfında ülke genelinde kısıtlamalar,sokağa çıkma yasakları sonrasında vakaların yoğun görüldüğü iller bazında sınırlamalar en sonunda kontrollü sosyal hayat süreci.Daha sonra yaşanılan her şey malumunuz.
   Geldiğimiz noktada ülke genelinde sürekli artan vakalar ve vefatlar,fiziki ve sosyal mesafe kuralları alt üst edilmiş düğün organizasyonları,asker uğurlamaları,taziye evleri ve çadırları vb.kalabalık gruplar içerisinde bir kişiden onlarca kişiye onlardan yüzlerce kişiye ve binlerce kişiye bulaşan bu illet ve musibetin toplumdaki tahrip gücü ve yıkımı maalesef ciddi boyutlara ulaştı.
    Gel gelelim tedbirsizliğin,vurdumduymazlığın ve enaniyet duygusunun oldukça kabardığı, karşılıklı saygının ve anlayışın rafa kaldırıldığı bir zamanda virüsün kendisini daha fazla hissettirerek bir nevi çember daraltarak çok daha geniş bir alanda kitlesel boyutlarda etkin olduğuna tanık olmaktayız.
    Ülkemiz bu sınavı verirken o çok övünülen zahiri olarak yere göğe sığdırılamayan ancak deruni boyutta enkazdan farkı olmayan Avrupa devletlerine göre gerekli tedbirlerin alınması,ilgili birimlerin oluşması,bakanımızın ve bilim kurulunun olaya son derece vakur ve özverili yaklaşımları neticesinde kritik yerlerde müdahaleleri ve alınan önlemler,kişisel koruyucu ekipmanlarla birlikte mücadelemize ivme sağlamıştır.En önemlisi ailelerinden uzak,her türlü fedakarlığı ve hizmetini insanlardan esirgemeyen,kendilerini bu uğurda feda etmekten geri kalmayan,bir insanın hayata tutunması ve şifa bulması adına her türlü zahmeti çekerek üstelik bulaş riskini de göz önüne alarak canını ve yüreğini ortaya koyan,bu milletin kalbinin en ücra köşesinde büyük bir minnetle ve şükranla yer alacak olan sağlık ordusunun cansiperane tutumu ve bütün camianın kenetlenerek virüse karşı yekvücut olarak adeta büyük bir savaş ve varolma mücadelesi içerisinde olması dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek şekilde bize özgü bir durumdur.
     Bugün,başta hekimlerimiz olmak üzere sağlık personelimizin  sergilediği özverili ve fedakârca tutum ve yaklaşım çok çok yüksek ücretler ödemekle de olacak iş değildir.
     Peki bizler için durum nasıl acaba?Hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarının insanları yaşama döndürmek ve tutundurmak için kendilerini feda ederek ve birçok ihtiyaçtan mahrum kalarak kalkan görevi görmelerine rağmen bizler acaba bu fedakâr yüreklere toplum ve birey olarak yeteri kadar layık olabiliyormuyuz?
   Genel olarak bir iyi niyet temennisi,kuru bir teşekkür de olsa samimiyetle gerekli ilgiyi gösterebiliyormuyuz?
  Her kesimden farklı bir reaksiyon geleceği için bu yorumu siz sevgili okuyucularımıza bırakıyorum.Ama bildiğim ve çok emin olduğum bir şey var ki; sağlıkta şiddetin sanki özendirici bir şeymiş gibi normal hale gelmesi, her branştan hekimlere karşı bazı kendini bilmezlerin tehditkâr ve zorlayıcı şekilde baskı kurması ve bunu yaparken de nerden güç aldıkları bilinmez...rahat hareket ve tavırların sergilenmesi,artık bıçak ve silah kullanmak bunun dışında kaba kuvvete başvurmak,adam yaralamak,öldürmek ve zor kullanmak(türlü yollara ve işkencelere başvurmak)belli ki halihazırda da delikanlılığın raconlarından sayılıyor.
   Artık hastane basmak,sağlık çalışanlarını darp etmek,görevini yapmaya çalışan insanları korkutmak ve iş yapamaz hale getirmek gibi alçakça ve sadistçe eylemleri hangi insani değerlere ve yetilere dayandırabiliyoruz akıl sır erdiremiyor insan.En önemlisi yasalarımız ne derece caydırıcı!! Artık ceza hukukumuzda değişiklik ve düzenleme zamanı geldi geçiyor.
    Özellikle pedofili ve her türlü tecavüz suçu ve terör örgütü mensubiyeti bulunan ve birçok eyleme iştirak edip askerimize ya da sivillere kurşun sıkmış canilere,taammüden adam öldürmek vb.suçlar için daha sert ve katı düzenlemeler esas olmakla birlikte aynı zamanda en kısa sürede,sağlık çalışanlarına karşı şiddet uygulayan yahut onları tehdit eden,herhangi bir suça ortak olan veya bu suça göz yuman her türlü kişi ve kişilere karşı daha caydırıcı ve cezalandırıcı düzenlemelerin ivedilikle yapılması gereklidir. Maske kullanmamanın,hekimlere ve sağlık çalışanlarına  saldırmanın,karantinadan kaçmanın,hastalığını bildiği halde toplumdan gizlemenin çok büyük bir vebal altına girerek kul hakkına sebep olduğunu ve bu durumun daha ağır tabloları da beraberinde getirebileceğini ifade etmek isterim.
   Bu bağlamda;bu ülkenin değerlerine,bayrağına,toprağına bağlı, her yurttaşımıza önemli görevler düşüyor.Başta Sağlık Bakanımızın, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanımızın ve İçişleri Bakanımızın görüş ve düşünceleri akabinde verecekleri brifing le beraber konunun meclise gelmesi sağlanabilir Farklı düşüncelerin olduğu mecliste teröristlerin siyasi ayağı ve uzantısı parti haricinde iktidar ve muhalefetin aklıselim vekillerinin de bu konuyu meclise getirerek tartışıp karara bağlayarak Cumhurbaşkanımızın onayına sunmaları önem arz etmektedir.Devlet büyüklerimizin bu önem arz eden konuda taşın altına elini koyma zamanı gelmiştir.
   Bugün bir hekimimiz deontolojik açıdan görevini ifâ ederken yahut inisiyatif alması gerekirken hiçbir baskı ve tedirginlik hissetmeden vicdani davranışını sergilemeli ve her zamanki  gibi görevini en iyi şekilde yerine getirmelidir.
   İnsanımızın da bilmesi gereken bir şey var ki;er ya da geç yolumuz bir gün hastanelere düşecek belki de yaşama tutunmak için çaresiz bir şekilde, bizimle ilgilenen hekimin vicdanına ve insafına kendimizi teslim edeceğiz.Merak buyurmayınız a dostlar.Hekimlerimiz yine de hayata tutunmamız için kan ter içinde de kalsa gene elinden gelen her şeyi yapar.Tabii ki görevi başında darp edilme tehlikesi yaşamazsa!!
   Bu arada,başımızdaki bu illet ve musibet virüsünün de tez zamanda ortadan kalkması ve yok olup gitmesi temennisiyle.
  Hoşçakalın en önemlisi sevgiyle kalın..